18.12.2016

Yaptığımız Şeyleri Neden Yaparız - Why We Do The Things We Do by Joel Levy



Kitap Adı : Yaptığımız Şeyleri Neden Yaparız?

Yazar Adı : Joel Levy
Çevirmen : Nihan Akcan
Orjinal Adı : Why We Do The Things We Do
Tür : Psikoloji
Sayfa Sayısı : 216
Yayınevi : Nemesis Kitap /2016 
GR Puanı : 4.0






Arka Kapak : 
Sözcükler olmadan bir şey hakkında düşünebilir miydik?
Gerçekten de erkekler Mars’tan kadınlar Venüs’ten midir?
Neden unuturuz?
Bir makine düşünebilir mi?
Yaratılış mı yoksa yetiştirilme mi etkilidir?
İnsanlar neden ırkçıdır?

Hayatın boyunca birbirinden farklı  milyonlarca şey yapıyorsun.
Peki, o yaptığın şeyleri neden yapıyorsun?

İyi Pazarlar :)

 Nemesis'in yenilerinden bugünkü kitabım. Tatlı bir cildi var ve kapağı eğlenceli. İçeriği ise hoş. İlginç bilgiler bulabilirsiniz. Instagram hikayemde bir kaç yer paylaşmıştım. Beni takip edenleriniz varsa ve hikayeme bakmışsanız hatırlarsınız.

Ama ben bir örnek vereyim yine.

 Mesela "Sıcak su ile soğuk suyu ayırt edebilir misiniz?" başlıklı bölümden olsun.

Ufak bir deney var, çocuklarla da deneyebilirsiniz diyor. "İhtiyacınız olan tek şey üç büyük kâse, leğen veya kovadır. Kaplardan birini soğuk suyla, birini ılık suyla, birini ise sıcak suyla doldurun ve kapları bu sırayla yan yana dizin. Bir elinizi soğuk suya, bir elinizi de sıcak suya koyun, serinlik ve sıcaklık hisleri kaybolana kadar bir iki dakika bekleyin. Şimdi iki elinizi de ortadaki ılık su kabına batırın ve ellerinizdeki hissi tarif edin."



İlk etapta soruyu okuyunca "e, herhalde ayırt edebilirim" diyor insan içinden ama sonra iş algıya geldiğinde olay yön değiştiriyor.

 Kitabı sevgili Kristal Kitap'la okuduk ve bu kez ben önce bitirdim, arada yapabiliyorum bunu :D

 Benim için okuması keyifliydi ama ben bir sağlıkçı olduğumdan bakış açım normal okurlara göre biraz farklı. İzlenimim kitabın akademik yönünün biraz ağır bastığı yönünde. O yüzden her okura tavsiye edemem.

 Sevgiler :)

26.10.2016

Büyü - Hex by Thomas Olde Heuvelt




Kitap Adı : Büyü

Yazar Adı : Thomas Olde Heuvelt
Çevirmen : Begümnaz Yürekli
Orjinal Adı : Hex
Tür : Fantastik, Korku
Sayfa Sayısı : 496
Yayınevi : Nemesis Kitap /2016 
GR Puanı : 3.82 






Arka Kapak : 
Lanetli bir kasaba. On yedinci yüzyıldan bu yana hayatta kalmayı başarmış, gözleri ve dudakları dikilmiş bir kadın. Gözleri açıldığında bakışlarıyla, dudakları açıldığındaysa sözleriyle insanları büyüleyebilecek bir cadı o.  Black Spring kasabası ona ait. İçindekilerle birlikte.
Binlerce yıldır orada. Hiç istenmedi. Hiç gitmedi.
Laneti herkesin peşinde. Nasıl ki o hiç gitmediyse, diğerleri de gidemezler. Orada yaşayan insanlar, orada ölecekler.
Başka hiçbir yerde yaşayamazlar.
Orada doğan çocuklar, onun lanetine doğup son nefeslerini yine onun lanetiyle verecekler.
İnsanlar, büyüsünden kaçabilmek için Katherine’in gözlerini ve dudaklarını diktiler. Bakışlarından ve fısıltılarından kurtuldular.
Ancak o da dikişlerinden kurtulacak bir gün. O zaman hem gözünün gördükleri hem de fısıldadıklarını duyanlar, teker teker kendilerini öldürmeye başlayacaklar. Katherine onlara hiçbir şey yapmayacak. Onlar ölmeyi tercih edecekler sadece.
O Katherine. Black Spring’in laneti.
Ve Black Spring’i yutmaya hazır.



Selamlar sevgili kitapsever dostlar :) 
Nasılsınız? Tüyap kitap fuarına sayılı günler kala ben çok heyecanlıyım. Tekrar fuar havası eminim bana çok iyi gelecek. 

Bugünki kitabımız bir korku-gerilim romanı. 2016 Nisan ayında yurtdışında çıkmış ve epey ilgi görmüş. O kadar ki Warner Bros. dikkatini bu kitaba veriyor ve dizi haklarını satın alıyor. İddialı değil mi? :)

Nemesis Kitap'a buradan kucak dolusu sevgilerimi iletiyorum. Çok güzel bir baskısı var kitabın. Kargo elime ulaştığında uzun süre kapakla aşk yaşadım. Kitap iki ayrı renkte ve ciltli basıldı. Koruyucu kapak ve cildin kapağı aynı. Büyü yazısı ise kırmızı ve mavi olarak ayrı ayrı basılmış. Zevk sizin, hangisini isterseniz. Bu arada bendeki kırmızı kapak :)

Kitabın fragmanını ilk gördüğümde inanılmaz ilgimi çekmişti. Uzun zamandır korku türünde bir şeyler okumamıştım. Sevgili Kristal Kitap'la anlaşıp kitabı yine birlikte okumaya karar verdik. Bittikten sonra da kitabın öyle bir dedikodusunu yaptık ki anlatamam :D

Şimdi bir kasaba düşünün. 300 yıl önce bir kadın cadılıkla suçlanıp çeşitli eziyetlerden sonra dudakları ve gözleri iple dikilmiş, ellerini kullanamasın diye zincirlenmiş. Bu cadı kendisini bu hale getiren kasabaya musallat olmuş. Gitmiyor, ölmüyor ve kasabada yaşayan ya da kasabaya daha sonra yerleşip yaşamaya başlayan kimsenin de kasabadan ayrılmasına izin vermiyor. 



Bazı kasaba sakinleri ayrılmayı deniyor ama gittikten bir süre sonra intihar eğilimleri göstermeye başlıyorlar. Öyle bir ruh haline giriyorlar ki tek çözüm kasabaya geri dönüp orada yaşamaya devam etmek.

Aslında durum çok ürkütücü. Düşünsenize. Evde günün yorgunluğunu atmak için kanepenize uzanıyorsunuz, şöyle minik bir uykuya dalıyorsunuz, gözünüzü açtığınızda cadının başınızda dikildiğini görüyorsunuz. Üstelik bu cadı dikilmiş suratına, zincirli vücuduna rağmen tehlikeli. Çünkü dudağının kenarında ufak bir açıklık var ve bunu kullanıp sürekli fısıldıyor. Bu fısıltıyı ise dinlememeniz gerek yoksa yine intihara sürükleniyorsunuz...

Konu işte böyle. 

Ama işlenişin detayına indiğinizde gözünüze çarpacak, havada kalan, sonuçlanmayan bir çok durumla karşılaşacaksınız. En azından daha önce bileği kuvvetli yazarlardan okumuş olanlarınızı rahatsız edecektir bu durum. Ama yok, ben detaylarla ilgilenmiyorum diyorsanız korkacağınızı söyleyebilirim.

Kendi adıma kitabın diziye uyarlanacağını bildiğim için, okuduğum sürece her sahneyi gözümde canlandırmadan edemedim. Bu yüzden bazı bölümler oldukça ürkütücüydü. Hatta durum kabus görmeme bile neden oldu... Fakat detaylara inip düşündüğünüzde kitabın büyüsü yavaş yavaş silinmeye başlıyor, en azından benim için durum bu.

Daha usta bir kalemden şöyle ışıklar açık uyutacak, çok daha iyi bir korku romanı çıkarmış bu kurgudan. 

Dizisinin ise güzel ellerde işlenirse çok iyi olacağını düşünüyorum ve merakla bekliyorum :)

Sevgiler :)

28.09.2016

Sadece Arkadaşız - Not Quite Dating by Catherine Bybee




Kitap Adı : Sadece Arkadaşız (Sadece Arkadaşız, #1)

Yazar Adı : Catherine Bybee
Çevirmen : Aslı Doğan
Orjinal Adı : Not Quite Dating (Not Quite, #1)
Tür : Aşk, Çiklit
Sayfa Sayısı : 336
Yayınevi : Nemesis Kitap /2016
GR Puanı : 3.87 






Arka Kapak : 
Bekâr bir anne olan Jessica, hayatına giren erkekler tarafından kullanılmaktan bıkmış bir kadındır. Duygularını incittikleri yetmiyormuş gibi zaten zor kazandığı parasını da kullanan adamlardan kendini korumak için bir karar alır: Bundan böyle parasız ve kariyeri iyi olmayan adamlarla onları ne kadar beğenirse beğensin arkadaşlık etmekten öteye geçmeyecektir.
Jack, büyük bir otel zincirinin tek sahibidir. Onu hayattan soğutan şeyse, parası için onunla birlikte olan kadınlardır. Servetini değil, sadece onu sevecek kadını bulmak için daha sade bir hayat yaşamaya karar verir ve garsonluk yapmaya başlar. Jessica ile tanıştığındaysa, kendisi için doğru kadını bulduğunu hissetmiştir. Ama Jessica, kendine verdiği söz yüzünden Jack ile sadece arkadaş olmak zorundadır. Hissettiği şeyler daha fazlası için yalvarıyor olsa bile…


Selam dostlar, nasılsınız?

Bloğumu çok çok çok ihmal ettim farkındayım ama inanın zamanım çok kısıtlı. Umuyorum ki yakın zaman sonra eski rutinime döneceğim ve biricik bloğumu daha güncel tutmak için yeterli zamana kavuşacağım.

Bugün ki konumuz bir aşk romanı. Serisinin ilk kitabı. Seride toplam 5 kitap var. İlk kitap bir kaç gün önce Nemesis Kitap'ın basımıyla raflarda yerini aldı.
Kargo dün elime ulaştı ve tabi vakit kaybetmeden kitabın başına geçtim. Bir kaç saat sonra ise kitap bitmişti. (Bu arada tabii ki yine sevgili arkadaşım Kristal Kitap'la birlikte okuduk :) )

Paraya para demeyen zengin bir adamımız var, Jack. Kendisi paragöz insanlardan bıkmış bir genç adam. Sevgililer konusunda da en son yaşadığı deneyim onu epey yıpratmış. Çünkü son sevgilisi kendisiyle para için birlikte olduğunu açık açık itiraf etmiş bir kadın ve 'paran olmasa kimse senin yanında durmaz' tarzı bir iddiası var. 

Bir de bekar bir annemiz var, Jessica. 5 yaşındaki oğlu ve kız kardeşiyle birlikte yaşayan, epey maddi problemi olan, garsonluk yapan iyi bir insan kendisi. 

Bu iki kahramanın yolu Jessica'nın çalıştığı kafede kesişiyor.

Jessica maddi durumu iyi olan, ona ve oğluna istikrarlı bir hayat sağlayabilecek bir adam arayışında. Diğer taraftan Jack ise zengin olduğu için değilde onu Jack olduğu için sevebilecek bir kadın arayışında. Bu yüzden de Jack kendini Jessica'ya geçici işlerde çalışan, parasız pulsuz biri olarak tanıtıyor.

Giriş için bu kadar bilgi yeterli bence. Konu az çok gözünüzde canlanmıştır. 

Gelelim kitabın yorumuna. Ben bu tarz kitaplarda biraz eğlence arayan biriyim ama kitapta pek bir mizah olduğunu söyleyemem. Sizi eğlendirecek kitap arayışındaysanız bu kitap size göre değil demektir.

Ek olarak eksi özelliklerinden bir tanesi de şu, yazar Jack'in zenginliği üzerinde çok fazla durmuş. Tamam işte adam zengin anladık. Bunu 40 kere dile getirmenin bir manası yoktu bence.

Kitap çok klişe barındırıyor ama hoş, aşk romanı sevenler için uygun, akıcı. Bir kaç basım hatası dışında sorunu yok ve çevirisi de güzel.

Benim gibi aralarda film molası tadında kitap okumayı seven bir okursanız eğer, o zaman bu kitaba da kitaplığınızda yer açabilirsiniz.

Bugünlük bu kadar. En kısa sürede tekrar görüşmek dileğiyle.

Sevgiler :)

12.07.2016

Kemikler - Bones by Jan Burke




Kitap Adı : Kemikler (Irene Kelly, #7)

Yazar Adı : Jan Burke
Çevirmen : Meral Harzem
Orjinal Adı : Bones (Irene Kelly, #7)
Tür : Gizem, Suç
Sayfa Sayısı : 509
Yayınevi : Limos Yayınları /2016
GR Puanı : 3.99 






Arka Kapak : O dört yıl önce sessiz sedasız ortadan kaybolmuştu. İki çocuk sahibi genç bir anne, muhabir Irene
Kelly için Sayre yeni bir hikayeden çok daha fazlası olacaktı. Sayre ailesi Irene’den yardım istemişti.
Arama kişisel bir misyon haline gelmişti ve kısırdöngü yaşanıyordu. Irene’nin büyük çabalarına
rağmen, Sayre’nin nerede olduğunu sadece ve sadece bir kişi biliyordu: katili. Şimdi, yıllar sonra, en
azılı suçluların arasında bulunduğu ölüm hücresinde olan adam konuşmaya istekliydi. Akla hayale
sığmayan işkenceler ve işlediği korkunç cinayetler yüzünden ömür boyu hapis cezası ile yargılanması
istenen Nick Parrish, Irene ve birlikte olduğu grubun ıssız dağların arasındaki mezarlıkta onu
yakalamak için yapılan büyük araştırma esnasında, kendi hayatlarını kurtarmak için bir sürecin
içerisinde bulmalarına neden olmuştu. Çok yakında, Sierra Nevada dağlarındaki karanlık ve gerçek
vahşet gün yüzüne çıkacaktı. Ama….Parrish’in en korkunç sırrı henüz kimse tarafından bilinmiyordu.
Ve o……sadece Irene için saklanıyordu.

Dönüm noktası olan bir roman……Patricia Cornwell, Sue Grafton, Robert B. Parker ve John Sandford’un mabedindeki gizem.
The Tennessean
“Avcı ve av arasındaki ölümcül oyun ……Unutulmayacak bir eser.”
Library Journal
“Thomas Harris seviyesinde bir eser.”
Midwest Book Review.



Selamlar :)

Çiçeği burnunda bir yayınevi olan Limos Yayınları'nın ilk kitabı Kemikler, bugünkü konumuz.


Neresinden başlasam anlatmaya?

Yukarıdaki künyede gördüğünüz üzre kitap Irene Kelly serisinin 7. kitabı. Ama seri ortası diye endişelenmenize gerek yok. Tek başına okunabilir rahatlıkla. Ek olarak kapakta Edgar Allan Poe ödüllü bir kitap olduğu ibaresi de dikkatinizi çekmiştir. Bu da okuru heyecanlandırmaya yetiyor da artıyor.

Konu ve kurgu itibariyle gayet iyi. Irene Kelly adında bir muhabirimiz var. Yakalanan bir seri katil ile ilgili yazı hazırlamak için, katilin itirafı üzerine cesedi bulmakla görevli ekibe katılıyor bu muhabir. Tabii yer tarifi için zanlı da yanlarında bu seyahatte. Ayrıca zanlının gözleri de sürekli muhabirimizin üzerinde, izliyor, izliyor, izliyor.


Nasıl? Heyecanlı görünüyor değil mi? Evet gerçektende heyecanlı. Yazar bir oradan bir buradan girmiş çıkmış. İpuçları falan derken tahmin üzerine tahmin yürüttük sevgili Kristal Kitap la. (Evet, biz yine birlikte kitap okuduk, çünkü çok keyifli :D) Bazıları tuttu, bazıları tutmadı ama çok şaşırtan bir durum olmadı.


Kitabın sevdiğim özelliği, sürekli olmasa da tam olarak ne geleceğini kestirememiş olmam. Bundan sonra daha ne yazacak acaba? diye sorabiliyor olmak benim için bir keyif unsuru. Bu açıdan kitap bir artı daha aldı benden.

Peki neden 3 puan verdim? 

Çeviri ve redaksiyonda epey sorun var çünkü. Tam heyecanlanmaya başlıyorum, böyle sayfaları yuta yuta okuyacak durumdayım, bir cümle kopukluğu! Kitabın akıcılığı filan tuz buz oluyor. 

Okumam sürekli sekteye uğradı. Kitabı bitirebilmek için bu hataları görmezden gelmeye başladım ki bunun içinde ayrıca çaba harcamam gerekti. 


Konuyla ilgili yayıneviyle görüştüm. İlgileneceklerini söylediler. O yüzden kitap ilginizi çektiyse en azından 2. basımını beklemenizi öneririm.

Sevgiler :)


1.07.2016

Sİssoylu: Son İmparatorluk - Mistborn: The Final Empire by Brandon Sanderson




Kitap Adı : Sissoylu: Son İmparatorluk (Sissoylu, #1)

Yazar Adı : Brandon Sanderson
Çevirmen : Can Sevinç
Orjinal Adı : Mistborn: The Final Empire (Mistborn, #1)
Tür : Epik Fantastik
Sayfa Sayısı : 528
Yayınevi : Akılçelen Kitaplar /2014
GR Puanı : 4.47 






Arka Kapak : Bir zamanlar, dünyayı kurtarmak için bir kahraman ortaya çıkmıştı. Gizemli bir kalıtıma sahip, diyarların üstüne çöken karanlığa karşı cesurca meydan okuyan bir genç adam.
Yenik düştü.
O zamandan bu yana bin yıl geçti ve dünya, Lord Hükümdar olarak bilinen ölümsüz İmparator tarafından yönetilen, kül ve sisten oluşan bir çölden başka bir şey değil. Üstelik bin yıldır bütün ayaklanmalar ağır bir hüsranla sonuçlandı.
Gecenin sahibi sisler.
Dünyanın sahibi ise Lord Hükümdar.

Ancak her nasılsa umut ölmüyor. İmparatorluğun ve hatta Lord Hükümdar’ın bile sonunu getirmenin hayalini kurmaya cesaret edebilen bir umut.

Planlanmakta olan yeni bir tür isyan var; tarihin en büyük soygununun etrafında inşa edilmekte olan bir isyan, dâhi bir hırsızın kurnazlığına ve beklenmedik bir kahramanın, bir sokak çocuğunun kararlılığına dayanan bir isyan.


Selamlar :)
Bu yaz Brandon Sanderson okumaya artık başlamam gerektiğini düşünüyordum. Yazardan, kaleminden, fantazyalarından etkileneceğimi hissettiğim için de ilk işim alabildiğim kadar kitabını almaya gayret etmek oldu. Ama tabi kitaplar biraz iri yarı olduklarından okumaya çekiniyordum. En sonunda sevgili arkadaşım Kristal Kitap'ın desteğiyle giriştim okumaya. Keşke bu kadar beklemeseymişim diyorum şimdi. Böyle güzellikler bekletilmemeli arkadaşlar. Bir fantastik sever olarak size hiçbir şekilde okuduğunuza pişman olmayacağınızı garanti ediyorum. 


Konudan bahsetmeyeceğim. Çünkü ciddi ciddi anlatılmaz okunur kategorisinde yer alıyor. 

Okuduğuma pişman olmayacağıma emindim ama açıkçası bu derece etkilenmeyi beklemiyordum. Size önerim kitapla ilgili bilgi edinmeye çalışmayın. Kendiniz görün, kendiniz çözün, keşfedin, okudukça sevinin, üzülün, hayal kırıklığına uğrayın, içinizin yağlarını eritin. 


Brandon Sanderson harika bir yazar. İnsan zannediyor ki, bu kitabı okurken bir yerlerde sıkılırım, duraksarım, ara veririm filan. Ama hayır. Beni kendine bağlayan bir yazı stili vardı. Konu normal aksiyonsuz ilerlerken, fantazyasını tanıtırken filan ne bir klişeyle karşılaştım, ne de okuma tempom etkilendi. İlerledikçe merakım ivme kazandı, arttı da arttı. 

Kitabı bitirmem 1 haftamı aldı. Ama inanın zamanım olsaydı bu derece uzamazdı. 

Yazar size aksiyon tattırmak istediğinde o koca kitabın sayfalarının nasıl aktığına hayret edeceksiniz, inanın. Üzülün istediyse üzüleceksiniz, 'okura burada bir tebessüm lazım' dediyse tebessüm edeceksiniz. İçiniz ısınsın istediyse bu da olacak. Yani ne hissetmenizi istediyse hissedeceksiniz.

Bu da kitaba dair ufak bir sahne, ama okumayanın anlamlandırması pek olası değil tabii :) Merakınızı cezbetsin diye bu yayınıma ekleyeyim istedim :D


Ülkemizde Brandon Sanderson'u keşfedip, kitaplarının çevrilmesi için ön ayak olan kim varsa o kişi veya kişilere buradan sonsuz teşekkürlerimi yolluyorum. İyi ki varsınız, iyi ki bu işi yapmışsınız.

Çok uzun zamandır böylesine etkilendiğim bir kitap olmamıştı. Üzerimden silindir geçmiş gibi hissediyorum. Hala okuduklarımı hazmedemiyorum. İçimde bir yerler, 'olamaz' diye haykırmaya devam ediyor. 

Şu an devamını okumak için çıldırıyorum ama bir o kadar da korkuyor ve çekiniyorum. Bu korku ve çekincem tamamen kitabın kurgusundan kaynaklıdır, belirtmeden geçmeyeyim :)

Alıntılarımı eklemeden olmaz :D

Her ne kadar çoğu kişi genç adamların aptal olmasını beklese de ben fark ettim ki sadece birazcık yaş, bir adamı çocukken olduğundan çok daha fazla aptal edebiliyor.

O benden daha güçlü, diye kabul etti Kelsier Sorgucuyu temkinle izlerken. Ama güç her şey değil.

İnanç sadece güneşli günler ve iyi zamanlar için değildir, diye düşünüyorum ben. Eğer başarısızlığın ardından daona tutunmaya devam etmeyeceksen inanç nedir, iman nedir ki?

İşin sırrı aramayı hiç bırakmamakta. Her zaman bir sır daha vardır.

Eğer insanlar bir olayı güçlü duygularıyla ilişkilendirirlerse bunu daha iyi hatırlarlar.

Korku despotların aletidir. Ne yazık ki söz konusu olan şey dünyanın kaderi olduğu zaman, elinde hangi alet varsa onu kullanıyorsun.

Yalnız başınaysan, kimse sana ihanet edemez.

Eğer birilerinin sana yaklaşmasına izin verirsen, sadece sana ihanet ettikleri zaman daha çok acıyacak, diye fısıldar gibiydi Reen zihninin içinden.

Sevgiler :)

Search

Kaç Mİsafİr Ağırladım? :)

İzleyİcİler

Son Yorumlar

Neler okuyorum?

Her Gün
Kızıl Gökler Altında Kızıl Denizler
Middlesex


Angel's books's favorite books »

2017 Reading Challenge

2017 Reading Challenge
Angel's books has read 50 books toward her goal of 100 books.
hide

Angel's books's bookshelf: read

Yakıcı Sır
Korku
Kimi Seçtiğine Dikkat Et!
Kime Dokunduğuna Dikkat Et!
Kalpsiz
Barbarlar Şehri


Angel's books's favorite books »
Blogger tarafından desteklenmektedir.

E-Posta İle Takİp Edİn

Popüler Yayınlar

Bumerang - Yazarkafe