29.04.2015

Kızıl Yükseliş - Red Rising by Pierce Brown





Kitap adı
 : Kızıl Yükseliş (Kızıl Yükseliş Üçlemesi, #1)


Yazar adı : Pierce Brown
Orjinal Adı : Red Rising (Red Rising Trilogy , #1)
Tür : Bilimkurgu, G
enç - Yetişkin, Distopya
Sayfa sayısı : 448
Yayınevi : Pegasus Yayınları

Çevirmen : Selim Yeniçeri

GR puanı : 4.18


Arka kapak : Ben dünyaları ateşe verecek kıvılcımım. Ben zincirleri kıracak çekicim. Ben halkımın ve esaret içinde yaşayan herkesin umuduyum. Çünkü biliyorum ki insan kendini köleleştiren adaletsizlikle özgürleşemez. Gelecekte, renk kodlarına göre sınıflara ayrılmış Toplum'un en alt sınıfını Kızıllar oluşturmaktadır. Diğer bütün Kızıllar gibi Darrow da, Mars'ı yeni nesiller için yaşanılır bir gezegen haline getirdikleri inancıyla günlerini madenlerde çalışarak geçirmektedir. Üstelik bunu severek ve isteyerek yapmakta, kanı ve teriyle çocuklarına daha iyi bir dünya bırakacağına inanmaktadır.

Ancak Kızıllar kandırılmıştır. Darrow, halkının yozlaşmış yönetici sınıfın kölesinden başka bir şey olmadığını keşfettiğinde adalet özlemi ve kaybettiği aşkının anısıyla hırslanır. İnsanlığın yeni nesil Altın hükümdarlarının güç için mücadele ettiği efsanevi Enstitü'ye sızmak için her şeyden vazgeçer. Hayatı ve medeniyetin geleceği pahasına en başarılı ve en vahşi Altınlarla rekabet etmek zorunda kalacak olan Darrow'un düşmanlarını yenmek için artık yapmayacağı şey yoktur… Bu, onlardan birine dönüşmek anlamına gelse bile.

"Olağanüstü bir macera, nabzınızı hızlandıracak bir serüven… Pierce Brown'ın çarpıcı ilk romanı Açlık Oyunları, Sineklerin Tanrısı ve Ender'in Oyunu'nu anımsatıyor. Başınızı döndürmek için gereken her şeye sahip." 
-Entertainment Weekly-

"Ender, Katniss ve şimdi de Darrow… Pierce Brown'ın imparatorlukları çökerten bu ilk kitabı, insanlığın yıldızlara yayılma hayalini yeniden canlandırıyor." 
-Scott Sigler-

"Bir intikam, savaş ve güç mücadelesi…" 
-Kirkus Reviews-

"Klasik bilim kurgu hayranları ve yeni distopik destanların coşkulu takipçileri bu müthiş kitabı mutlaka okumalı." 
-Examiner.com-

"Hırs dolu… Her yaştan Açlık Oyunları hayranı mutlaka okumalı." 
-Booklist-

"Okuyucuyu ele geçirecek ve daha fazlasını istetecek." 
-Library Journal-

"Pierce Brown, okurlarının zihninde yer edecek müthiş ve güçlü bir eser yaratmış." 
-The Huffington Post-

"Heyecan ve hareket dolu, sinemaya aktarılmaya hazır bir hikâye." 
-Publishers Weekly-
(Tanıtım Bülteninden)


Merhabalar arkadaşlar,

Müthiş bir distopya yorumlayacağım bugün, hazır olun ;)) 

Yine hiçbir şeyin göründüğü gibi olmadığı bir dünya düzeni var bu hikayede de. Yalnız ilk 100 sayfada epey adaptasyon sorunu yaşayabilirsiniz. Çünkü çok çeşitli ve değişik bir kast sistemi ve alışılmışın dışında kişi isimleri kullanmış yazar. Bu nedenle giriş için size faydası olabilecek ufak bir yazı paylaşayım, kitaba hazırlığınız ve karıştırmamak için bakabileceğiniz bir rehberiniz olsun, benim epey kafam karışmıştı çünkü :)

Şimdiiiii buradaki kast renklerle belirleniyor. Yalnız tam olarak bilmeniz gereken Altınların en tepede olduğu, Kızılların ise en dipte olduğu. Sınıflar çok önemli mi hikaye için? Pek sayılmaz aslında. Ama neyin ne olduğunu anlamak biraz zaman alıyor maalesef.

Önce renklerimiz iki gruba ayrılıyor : üstünRenkler ve adiRenkler. Bu iki grubun üyeleri için kesin bir liste yok ama edindiğim ipuçlarıyla çıkan liste şöyle ;

ÜstünRenkler:

  • Altın - Üst düzey yöneticilerdir.
  • Bronz - Solmuş Altınlar yani soy, görünüş, beceri açısından altınlardan aşağıda olan kişilerdir.
  • Bakır - Bürokratlardır.

AdiRenkler (sıralama karışıktır)  : 

  • Obsidiyen - Genetiğiyle oynanmış canavar savaşçılar.
  • Gümüş - Lojistik ve ekonomiyle uğraşan kesim.
  • Beyaz - Akademisyenler.
  • Mor - Oymacı denen sanatçılar, yaratıcılar (genetiklerle oynayan adamlar bunlar).
  • Sarı - Doktor ve bilim adamları.
  • Mavi - Astronomiyle uğraşan kesim, yıldızlarda dolaşırlarmış.
  • Yeşil - Teknolojiyi geliştiren kesim.
  • Turuncu - Teknik ekip.
  • Gri - Askeri birlikler ve polisler.
  • Pembe - Zevk köleleri, beden işçileri.
  • Kahverengi - Hizmetkarlar.
  • Kızıl (En alt tabaka) - ÜstünKızıl / AdiKızıl. ÜstünKızıl olarak bilinenler, bakım işçileri, temizlikçiler, ürün hasatçıları, montaj işçileri.


AdiKızıllar diğer gezegenleri dünyalaştırmak ve insan ırkının bu gezegenlere yerleşip hayatlarını sürdürebilmelerini sağlamak için yeri kazıp helyum-3 çıkaran öncü gruplara verilen ad. Çok tehlikeli işleri var. Her an ölüm tehlikesiyle karşı karşıyalar. 

Bizim adamımız Darrow da bir adiKızıl. Mars'taki madencilik kolonilerinden birinde cehennemdalgıcı olarak çalışan 16 yaşında bir çocuk. Cehennemdalgıçları biraz öncede bahsettiğim gibi helyum-3 çıkarabilmek için hayatlarını tehlikeye atan insanlar, diğer isimleriyle kazıcılar.

Nasıl? Karışık mı? :D

Evet, sistemi anlayana kadar kafanız karışıyor ama bende tam olarak bunu önlemek için bu açıklamayı yapma gereği duydum ;)

Darrow'un macerası çok ilginç, çok karmaşık, bazen klasik bazen ekstrem, şok üzerine şokla sonlanan bir hikaye.


İlk etapta beni rahatsız eden şey kahramanımızın 16 yaşında olmasına rağmen gösterdiği olgunluktu. Çok çok çok yadırgadım. Ergen bir çocuktan böyle olgunluk bekleyemezsiniz. Ama hikayenin gidişatı için olması gereken yaş buymuş. Daha sonra alışınca yadırgamaktan vazgeçtim. 

Ana karakterin yanında çok seveceğiniz, nefret edeceğiniz, ne diyeceğinizi bilemeyeceğiniz karakterler de var kitapta <3

Özellikle son 100 sayfada neye uğradığımı şaşırdım desem yeridir. Kitabı elimden bırakmama imkan yoktu. O finali görecektim!!!! 


Distopya severler için çok güzel bir seçim kesinlikle. Son cümleye kadar yazarın şaşırtmacaları devam ediyor diyorum ve serinin diğer iki kitabının resimleriyle yazıma son veriyorum :










Sevgiler :)



25.04.2015

Kitap Alışverişi, #9

Merhabaaaa ;)

Plansız, programsız bir D&R ziyaretinden elim boş çıkamadım :) 

Zaten merak ettiğim kitaplar vardı almak istediğim. 

Gitmişken onları da kattım kitaplığıma :) 

Bakalım neler var?





Aşık Olmak İşin Kolay Yanı Ya Sonrası? - The Two of Us 
(Andy Jones / İndigo Kitap) : Bu aralar müthiş bir aşk romanı okuma isteğiyle doluyum. Kapak çok hoşuma gitti. Kapağın üzerinde gördüğünüz kareler, kabartma halindeler. Hep çiftlerin kavuşmalarına kadardır ya masallar, bu kitap bu kavuşmadan sonrasına değinmiş. Hayat peri masalları gibi değil ne yazık ki. O yüzden konusu da ilgimi çekti.



Tatlı Tehlike - Sweet Peril
(Wendy Higgins / GO! Kitap) : Tatlı Üçlemesi'nin 2. kitabı. İlk kitap, Tatlı Şeytan gençler arasında çok beğeni topladı. Zaten fantastik olduğu için okumam kaçınılmazdı. Daha ilk kitabı okuyamadan ikinci kitap çıktı. Bu da benim işime geldi tabii, bekleme yapmama gerek olmadan seriye devam edebileceğim :D



Aşkın Ritmi - Play
(Kylie Scott / Yabancı Yayınları) : Stage Dive Serisi'nin 2. kitabı. Stage Dive isimli ünlü bir müzik grubunun üyelerini anlatıyor seri. Her kitap bir üyeye ait. İlk kitap Aşkın Müziği'ni okumuştum, sevmiştim. Hikayede diğer üyelerinde isimleri geçiyordu. Bende Mal'in hikayesini taa o zaman çok merak etmiştim. Çünkü çok aykırı ve eğlenceli bir karaktere benziyordu. Merakımı gidermeye başladım bile ;))



Lanetli - Anathema
(K. A. Tucker / Yabancı Yayınları) : Causal Enchantment Serisi'nin ilk kitabı. Seride 4 kitap var. Bu alışverişi paylaşmadan önce kitabı okumuş bulundum ve yazısını paylaştım bloğumda ^^ Merak edenleriniz için buraya tıkçık :) Fantastik bir hikaye ve kurgusu değişik, ilginç :)



İki+Bir Aşk - You're The One That I Want
(Giovanna Fletcher / Eksik Parça Yayınları) : Dedim ya aşk romanı okumak istiyorum diye :D Aşk ve mantık arasında kalmış bir kadının hikayesi var burada da.


Bitti :D
Sevgiler ;))



Lanetli - Anathema by K. A. Tucker




Kitap adı : Lanetli


Yazar adı : K. A. Tucker
Orjinal Adı : Anathema (Causal Enchantment , #1)
Tür : Genç - Yetişkin, Paranormal
Sayfa sayısı : 352
Yayınevi : Yabancı Yayınları

Çevirmen : İnci Nazlı

GR puanı : 3.89


Arka kapak :  "Aşk, macera, tehlike, ihanet… bu seride hepsi var." 
-The Bookish Babes-

"Dozunda macera ve aşk beni kitabın içine çekti ve sonuna kadar koltuğumun kenarında tuttu." 
-Shelly Crane, New York Times ve USA TODAY Çok Satan Yazar-

"Bu hikâyede hiçbir şeyi tahmin etmeniz mümkün değil!" 
-Magical Urban Fantasy Reads-

Evangeline gençlik yıllarında adeta görünmezdi. Koruyucu ailesi duygusuz bir robota benziyordu ve sınıf arkadaşları genel olarak o yokmuş gibi davranıyorlardı. On sekiz yaşına girmek üzereydi ama tamamen yalnızdı ve birileriyle bağ kurmak için yanıp tutuşuyordu. Herhangi birisiyle…

Bir kafede Sofie ile karşılaştığında aradığı kişiyi bulduğunu düşünmüştü. Sofie'nin asistanı olması için sunduğu teklifi kabul ederek her şeyini geride bırakıp Manhattan'a taşındığında, kendisini pırlantaların ve sınırsız harcanan paranın sıradan olduğu, lüks bir dünyanın içinde bulmuştu.

Tüm bu cömertliğin ortasında, etrafında dönen gariplikleri göz ardı etmesi son derece kolaydı: Sofie'nin sergilediği tuhaf ve şiddet eğilimli davranışları, canavar gibi koruma köpekleri. Hatta kâbuslarında gördüğü kanlı cinayetleri, mağaralarda yaşayan evsizleri ve beyaz gözlü iblisi, özellikle de yakışıklı Caden'ı. Ama bir gece uyandığında boynundaki diş izleri bu peri masalının çabucak uçup gitmesine neden olmuştu. Yavaş yavaş Sofie'nin ve arkadaşlarının sırları ortaya çıkıp da diş izlerinin açıklaması ve rüyaları netleştikçe, gerçeğin hayal bile edemeyeceği kadar korkunç ve gizemli olduğunu fark etmişti. Şimdi, Evangeline'in yalanlarla dolu bir dünyada hayatta nasıl kalacağına karar vermesi gerekiyordu!
(Tanıtım Bülteninden)

Yabancı Yayınları'nın son çıkan kitaplarından Lanetli, kapağıyla dikkatimi çeken kitaplardandı. Bilimkurgu havası var değil mi? Değilmiş :D

Fantastik bir hikaye var elimizde arkadaşlar. Doğaüstü olaylar, varlıklar, aslında özlediğim bir gece yaratığı olan vampirler var hikayede. Sadece bununla kalmıyor tabii ama diğer kısımlar sürpriz olsun size.


Şimdi ben kitabımıza bir özet giriş yapayım. Ne anlatıyor bakalım:

Evangeline isimli bir kızımız var burada. 18'ine basmak üzere. Babasını çok küçük yaşta kaybetmiş, annesi büyütmüş onu. Ama Evangeline 13 yaşındayken annesini de trajik bir trafik kazasında kaybetmiş. Sonra ise koruyucu aileler arasında oradan oraya sürüklenmiş. Hiç ama hiç arkadaş edinememiş. Annesi de öldükten sonra çevresinde olan arkadaşları onu birer birer terk etmiş. Daha sonra kendisi arkadaş edinmeye çalışmış ama kimse buna yanaşmamış, sanki cüzzamlıymış gibi herkes ondan kaçmış. Yani anlayacağınız müthiş yalnız bir kız. Parası da yok. Üniversite hayali var ama paraya ihtiyacı var. Çalışmak istiyor ama kimse iş vermiyor. Nasıl çaresiz durumda nasıl, insanın içi burkuluyor. 

Yağmurlu bir günde, şöyle göz gözü görmeyecek türden bir yağmur bu, koşmaya çalışırken kazara bir vazoyu kırıyor Evangeline. Bu vazonun sahibi Sofie, bir kafe işleten çok hoş, alımlı bir kadın. Vazo çok pahalı bir vazo ve Evangeline'in bunu ödeyecek parası yok tabii ki. Borcunu ödeyebilmek için kızımız Sofie'ye kafede çalışmayı teklif ediyor. Sofie'de kabul ediyor. Fakat Evangeline çalışmaya gittiğinde, Sofie'nin iş için başka bir yere gitmesi gerektiğini ve kafeyi bir kaç hafta kapatacağını öğreniyor. 

Burada Sofie'den ilginç bir teklif geliyor. 'Ailen izin verirse benimle gel, bana yardımcı olursun' diyor Evangeline'e. Kızımız iznini alıyor ki zaten koruyucu ailenin pek umurunda değil kendisi ve Sofie'yle gidiyor. Gittiği yerde müthiş iyi ağırlanıyor. Çok lüks bir yaşam, bir sürü kıyafet, ne isterse alabileceği türden hayat, hizmetçiler filan...

Her şey iyi güzel iken, kızımız yıllardır görmediği yakınlığı buradaki insanlar arasında görüp el üzerinde tutulurken, tuhaf rüyalar görmeye başlıyor. Fakat bir gün, rüyasında boyunundan ısırıldığını görüyor, uyandığındaysa ısırık izlerinin gerçekten boyununda olduğunu farkediyor. Ama rüya görmüştü değil mi? Sonra, sonrasını okumanız gerekecek :D


Güzel ve entrika dolu bir kurgu bekliyor sizi. Kapakta da yazdığı gibi 'bu dünya yalan ve entrikalarla dolu!'.

Çok değişik bir kurgusu var. Pek tahmin yürütülecek gibi değil. Neye, kime inanılacağı pek kestirilemiyor. Öyle ki Evangeline, tabiri caizse aşağı tükürsen sakal yukarı tükürsen bıyık durumunda kalıyor hep.

Evangeline'i çok sevdim ben. Çok saf, temiz kalpli bir kız. 

Kitapta çok akıcı ve sürükleyici. Sıkılmanıza fırsat vermiyor. Her bölüm yenilikle dolu. Aslında güzel dizi olurdu bu seriden :D 4 kitaptan oluşuyor. Serinin devam kapaklarının orjinalleri şöyle efendim :




 Asylum (2. Kitap)               Allegiance (3. Kitap)                     Anomaly (4. Kitap)



Serinin devamı için heyecanlıyım :)

Sevgiler :)






21.04.2015

Efsane Serisi - Legend Series by Marie Lu




Kitap adı : Efsane


Yazar adı : Marie Lu
Orjinal Adı : Legend (Legend , #1)
Tür : Bilimkurgu, Distopya
Sayfa sayısı : 320
Yayınevi : Pegasus Yayınları

Çevirmen : Sefa Emre İlikli
GR puanı : 4.19


Arka kapak : Gerçek, Efsane'ye dönüşecek

Bir zamanlar Amerika Birleşik Devletleri'nin batı kıyısı olarak bilinen yerde şimdi Cumhuriyet adında, komşularıyla sürekli savaşan bir ülke vardır. Cumhuriyet'in seçkin sınıfından gelen on beş yaşındaki üstün yetenekli June, askerî bir dehaya sahiptir. İtaatkâr, hırslı ve kendini ülkesine adamış bu genç kız onun uğruna her şeyi yapmaya hazırdır. Fakir bir aileden gelen on beş yaşındaki Day ise ülkenin en çok aranan suçlusu ve bir devlet düşmanıdır. Kendisi gibi asker olan ağabeyi Metias öldürülünce June, Day'in peşine düşer. İnandıkları şeyler uğruna savaşan bu iki gencin kesişen yolları, onları Cumhuriyet'in karanlık sırlarına götürecektir.

"Efsane, söylendiği kadar iyi olmakla kalmıyor, bunu kesinlikle hak ediyor." 
-The New York Times-

"Bir 'efsane' doğuyor." 
-USA Today-

"Bilimkurgu ve aksiyonun heyecanlı bir karışımı... Bu kitap Açlık Oyunları hayranlarına okumaya değer bir şey verecek." 
-Voya-

"Hiçbir şeyin göründüğü gibi olmadığı, kıyamet sonrası dünyada geçen romantik bir gerilim… Efsane'yi elinizden düşüremeyecek ve kesinlikle unutamayacaksınız." 
-Kami Garcia-

"Farklı karakterleri, yüksek tansiyonu ve siyasi entrikalarla dolu ilgi çekici distopik bir dünya. Eğer Açlık Oyunları'nı beğendiyseniz bu kitaba bayılacaksınız." 
-Sarah Rees Brennan-
(Tanıtım Bülteninden)

Okuyupta beğenmeyene denk gelmediğim seri. Farkettiğim günden beri merak ediyordum. 

Entrikalarla dolu bir distopya, Efsane Serisi. Dünya, berbat bir doğal felakete maruz kalmış. Hayatta kalmayı başaranlar da doğamıza uygun olarak yine kümeleşmeye, topluluklaşmaya başlamış. Cumhuriyet adında bir ülkede geçiyor hikaye. Buradaki distopyada çocuklar 11 yaşına geldiklerinde Deneme'ye girmek zorundalar. Testler, sınavlardan geçiyorlar ve aldıkları puana göre geleceklerine, ne olacaklarına karar veriliyor. Bugüne dek bilinen en yüksek puanı almış olan askeri deha June'un abisinin ölümüyle başlıyor olaylar. Bir de diğer taraf var, Day. Kim olduğu bilinmeyen, ülkenin en çok aranan suçlusu bu kişi. June, Day'in peşine düşüyor çünkü abisinin ölümünden Day sorumlu tutuluyor. 

Öncelikle kitap tasarımlarının çok çok çok şık olduğunu söylemem gerek. Bayıldım!!!

Hikayeyi bir June'dan bir Day'dan dinliyoruz. Bu iki karakterin anlatımları için farklı renk basım kullanılmış. Çoookk güzel :)

Son sürat heyecanlı bir hikaye. Hemen de bitiveriyor :/ 








Kitap adı : Deha


Yazar adı : Marie Lu
Orjinal Adı : Prodigy (Legend , #2)
Tür : Bilimkurgu, Distopya
Sayfa sayısı : 371
Yayınevi : Pegasus Yayınları

Çevirmen : Sefa Emre İlikli
GR puanı : 4.31


Arka kapak : Ustaca Tasarlanmış Bir Dünya, Siyasi Oyunlar Ve Bir Entrika Ağı… Efsane'nin Nefes Kesici Devam Kitabı

June ile Day'in yaralı bir halde Cumhuriyet'ten firar etmelerinin üzerinden yedi gün geçmiştir. Bu sırada en akla gelmeyecek şey gerçekleşir: 
Seçmen Primo ölür ve yerini oğlu Anden alır. Cumhuriyet kaçınılmaz bir şekilde kaosa sürüklenirken ikili, Day'in erkek kardeşini kurtarmak ve onları Koloniler'e götürmek için yardım etmeye gönüllü bir grup Vatansever isyancıyla güçlerini birleştirir. Ancak Vatanseverlerin bir talebi vardır: June ve Day yeni Seçmen'e suikast düzenlemelidir.
Bu eylem, uluslarına değişimi getirmek ve çok uzun süredir susturulan bir halka sesini geri kazandırmak için ellerindeki tek şanstır. Ancak June bu yeni Seçmen'in, babasına hiç benzemediğini fark ederek kararsızlığa düşer. Ya Anden yeni bir başlangıcın anahtarıysa ve Vatanseverler yanılıyorsa? Ya devrim yolu kayıp vermekten, intikam almaktan ve kan dökmekten geçmiyorsa?

"Bir başyapıt." 
-The Los Angeles Times-

"Bu kitabı bir oturuşta bitireceksiniz, o yüzden takviminizde yer açın. Çok etkileneceksiniz…" 
-The New York Journal- 

"Ustaca tasarlanmış bir dünya, siyasi oyunlar ve inandırıcı karakterler… Yazar kaleme aldığı entrika ve okura hissettirdiği edebî hazla Efsane'nin devamının ilki kadar başarılı olduğunu kanıtlıyor." 
-The Los Angeles Times-

"Bir entrika ağı… Gerilim dolu ve zekice tasarlanmış." 
-Publishers Weekly-

"Efsane'nin nefes kesici devam kitabı... Heyecan dolu ve fütürist kurgusu distopya hayranlarını kesinlikle tatmin edecek." 
-Shelf Awareness-

"Okuyucular kitabın sonunu beklerken yerlerinde duramayacaklar." 
-School Library Journal-

"Patlamalar, mücadeleler, ihanetler ve tutkulu öpüşmeler: Mükemmel bir aksiyon-macera romanı için gerekli tüm bileşenlere sahip."
-Kirkus Reviews-
(Tanıtım Bülteninden)



Maceranın 2. basamağında ihanetin tadına bakan ikilimiz Day ve June başka yerlere sürükleniyorlar. Aslında anlatılanların doğru olmadığını, ortada çok feci bir entrikanın  döndüğünü keşfediyorlar. Devam kitabı olarak yine ilki kadar iyi bir kurguydu. 


Kime güvenileceğinin bilinmediği, içgüdülerle hareket edilmesi gereken durumlarla karşı karşıya kalıyor kahramanlarımız. Ama öyle de bir finali varkiiiii!!!!!

Yani yazara bir kaç söz etmek isteyebilirsiniz :) Derhal 3. kitaba atlama isteğiyle dolacağınız bir final bekliyor sizi. Neyse ki Pegasus bizleri çok bekletmedi ve 3. kitap kısa sürede raflarda yerini aldı :)











Kitap adı : Şampiyon


Yazar adı : Marie Lu
Orjinal Adı : Champion (Legend , #3)
Tür : Bilimkurgu, Distopya
Sayfa sayısı : 360
Yayınevi : Pegasus Yayınları

Çevirmen : Sefa Emre İlikli
GR puanı : 4.40


Arka kapak : Day bir efsane. June ise bir deha. Peki, kim Şampiyon olacak?

June ile Day, Cumhuriyet halkı ve birbirleri için çok fazla fedakârlıkta bulunmuşlardır. Şimdi vatanları bir dönüm noktasındayken June bir kez daha Cumhuriyet'in gözüne girmiş ve hükümetin seçkin çevresinde bir Princeps adayı olarak hizmet vermeye başlamıştır. Day de yüksek rütbeli bir asker olmuştur. Bir barış antlaşması yürürlüğe girmek üzereyken ortaya çıkan ölümcül bir salgın, Koloniler arasında paniğe yol açmış ve Cumhuriyet'in sınır kentlerini savaş tehdidi sarmıştır. Sadece June bu tehdide karşı ülkesini nasıl savunacağını bilmektedir. Ancak binlerce insanın hayatını kurtarabilmeleri için sevdiği tek erkekten, her şeyini feda etmesini istemek zorundadır. Marie Lu'nun heyecan dolu, macera ve gerilim yüklü üçlemesi şaşırtıcı bir finalle sonlanıyor…

"Sınırları zorlayan bir seri, çoksatan olmayı kesinlikle hak ediyor."
-Barnes and Noble-

"Yaratıcı detaylarla işlenmiş, macera dolu bir aşk hikâyesi." 
-The Los Angeles Times-

"Distopik Efsane üçlemesinin bu son derece canlı finali, beklenmedik detaylarla türünün hakkını veriyor." 
-Kirkus Reviews-

"Lu'nun çıkışı büyüleyici olmuştu. Bu kitap da yeni serileri için umutları artırıyor."
-Publishers Weekly-

"Efsane ve Deha kitaplarını beğenenler bu kitabı kaçırmak istemeyecek."
-New Jersey State Library-
(Tanıtım Bülteninden)


Veee nihayet finali de gördüm :D




Yazar akıcı kalemini yine korumuş ve bol bol aksiyon da katmış serinin son basamağına. 2. kitabın finaliyle dağılan okuru, duyguya boğmadan yine koşturmacanın içine sokmuş. 

Öncelikle ilk kitaptan beri bu seri bana biraz modern Robin Hood hikayesi gibi geliyor. En baştan beri beni rahatsız eden şeyse June karakterinin kişiliğinde duyguya pek yer bırakmaması. Evet, kendisi bir asker ama ne kadar zeki olursa olsun, hem bir çocuk hemde bir kız. Kızlar her zaman daha duygusaldır değil mi? :D

Bir ihtimal filme uyarlansa ve June'u oynayan aktrist tam kitaptaki karakteri yansıtmış olsa 'ne kaa duygusuuuuuzzz, püüü' filan der, 'zavallım Day yaa' diye dövünürdüm sanırım :D June'un duygu düşüncelerini okurken bile itici bir durum vardı ortada, sadece izlesek ne hissederiz kim bilir?





Son kitapta final beni ciddi anlamda sinir etti!!!










Burayı spoiler vermeden anlatamam o yüzden kitabı okumadıysanız yazıya devam etmeyin! Uyarmadı demeyin! ^^




Rahatsız oldum ve paylaşmadan edemiyorum. Okuyanlarınızın fikrini de almak isterim :) Kitabın iyice sonlarındayız efendim, başlıyorum : 


  • June, Koloni tetikçilerinin, Cumhuriyet askerlerini hedef aldığını farketmiştir. Yükseklerden kurşun yağmaktadır. Bir yerden silah kapar ve tetikçilerin olduğu binaya tırmanmaya başlar. Bu arada tetikçileri ufak tefek haklamaya da başlamıştır. Sonra bir bakar ki Komutan Jameson'da çatılardan birindedir ve o da askerlere ateş etmektedir. June aradığı fırsatı bulmuştur. Abisinin katilinin işini kendi elleriyle bitirecektir. Ama o da nesi? Komutan Jameson kendine yeni bir hedef bulmuştur. June ne farketsin? Komutanın hedef aldığı kişi Day'dir!!! June'da Komutanın yanına gidebilmek için koşar da koşar. Bu arada Day iki kez vurulur.                      

Şimdiii! Burada bir okur olarak ne beklediğimi söyleyeyim. Bu komutan zaten June'dan nefret ediyor değil mi? Yani kızı bulsa bir kaşık suda boğacak durumda. Eee bu durumda June'un dikkati kendi üzerine çekmek (takıldığım nokta bu) için elinden geleni yapması gerekmez miydi? En azından bir el ateş edip komutanın gözlerini kendine çeviremez miydi?  Day'a 2 saniye bile kazandırsa kar değil miydi? Sen ki askeri bir dehasın be kızım! Tek silahla tetikçi avlamaya gidiyorsun. 
Elinde tek kurşun kaldığını geç farkediyorsun. Hakladığın tetikçilerin silahlarını da alıp beline koymak yerine (en azından 1 tanesini alsaydın) tekmeleyip aşağılara fırlatıyorsun ve kurşununun biteceği aklına gelmiyor mu?!!! Nerede seri boyunca okuduğumuz mantık abidesi June?



Daha sonra bir silah alıyor yerden ama geç kalınmış bir hamle :/


  • Diğer nokta ise Day'in ameliyattan sonraki durumu. Tamam, hafızasında problemler var anlaşılır bir durum. June'a dair hiçbir hatırası yok, ona da peki. June'da Day'in kendisiyle ilgili hatıralarının canlamasını istemiyor, çünkü üzülmesini istemiyor, oldu o da tamam. Day'e bir yabancı (takıldığım nokta bu) gibi davranıyor anıları tetiklenmesin diye ve biricik aşkının hayatından sessizce çekiliyor, buna da peki. Amaaaaa :)

Bütün her şey sadece June ve Day arasında mı yaşandı?
Bu ikisinin arasındaki duygusal bağı sağır sultan bile duymadı mı?
Hadi June çıktı Day'in hayatından. Peki sonraki yıllarda kimse June'la ilgili tek kelime etmeyecek miydi? 
Hiç ortak tanıdıkları mı yoktu? 
Hiçbir konuşmada June'un adı geçmeyecek miydi yani? Üstelik hepsi June'u çok severken?


Bir şekilde buraları uğraşıp mantığa oturtabilirsiniz tabii ama ben memnun kalmadım. 


End of the Spoiler :D


Bu iki kusurla tüm seriyi çöpe atacak değilim elbette :D Efsane Serisi'ni çok sevdim. Kitaplığımın daimi üyeleri olduklarını söyleyebilirim. Hem hikaye hem basım kalitesi çok güzeldi, şıktı. Okura ayrı bir keyif veriyor böyle olması. 

Distopya severlere gözü kapalı tavsiye edebileceğim bir seri deyip yazıma noktayı koyuyorum efendim :)

Sevgiler :)

Search

Kaç Mİsafİr Ağırladım? :)

İzleyİcİler

Son Yorumlar

Neler okuyorum?

Her Gün
Kızıl Gökler Altında Kızıl Denizler
Middlesex


Angel's books's favorite books »

2017 Reading Challenge

2017 Reading Challenge
Angel's books has read 50 books toward her goal of 100 books.
hide

Angel's books's bookshelf: read

Yakıcı Sır
Korku
Kimi Seçtiğine Dikkat Et!
Kime Dokunduğuna Dikkat Et!
Kalpsiz
Barbarlar Şehri


Angel's books's favorite books »
Blogger tarafından desteklenmektedir.

E-Posta İle Takİp Edİn

Popüler Yayınlar

Bumerang - Yazarkafe